Yüksek Şehir PlancısıDr. Buğra GÖKCE

İmar Ve Yapı Mevzuatı Uygulaması Analizi

İMAR ve YAPI MEVZUATI UYGULAMASI ANALİZİ
DANIŞMANLIK HİZMETLERİ
NİHAİ RAPOR

T.C. Başbakanlık Proje Uygulama Birimi tarafından yürütülen Marmara Depremi Acil
Yeniden Yapılandırma (MEER) Projesi kapsamında ihale edilen “İmar ve Yapı Mevzuatı
Uygulaması Analizi” konusunda istenen danışmanlık hizmeti, Türkiye’de yürürlükteki imar ve
yapı uygulamasına ilişkin mevzuatın, gerekli standartlarda güvenilir kentsel yerleşmeler ve
yapılar üretmek konusunda taşıdığı zayıf noktalarının ve sorunlarının ortaya konması ve bu
zayıflıkları/sorunları aşmak konusunda etkili ve uygulanabilir önerilerin geliştirilmesi
doğrultusunda yapılacak işleri kapsamaktadır.
Türkiye, coğrafi açıdan afete duyarlı/afet olasılığının yüksek olduğu bir bölgede yer
almasına ve tarihi boyunca çeşitli büyüklükteki afetlere maruz kalmış olmasına rağmen,
sağlıklı yapı stokuna sahip güvenilir kentsel çevreler yaratmak konusunda başarılı olamamıştır.
Ülkemizdeki hemen hemen tüm yerleşmelerin, yürürlükteki imar mevzuatına aykırı, yasa dışı
yerleşme ve yapılaşma eğilimlerinin yarattığı sorunlarla yüzyüze olduğu bilinen bir gerçektir.
Kentlerimizin büyük ölçüde, yerleşime uygun olmayan alanlarda denetimsiz ve yasalara aykırı
yapılaşmalarla biçimlenmiş olması, yaşanan doğal afetlerin kentlerimizde yarattığı tahribatın
hem insani hem de ekonomik anlamda çok büyük boyutlara ulaşmasına neden olmaktadır.
1950 sonrasında ülkemizde yaşanan hızlı kentleşme ve sanayileşme süreci sonunda
bugün varılan noktada büyük kentlerimizin % 50-60’ı imar mevzuatı dışında tamamen kaçak
olarak yapılaşmış gecekondu bölgelerinden oluşmakta; kentlerimizde imar mevzuatına uygun
olarak yapılmış yapıdan daha fazla, mevzuat hükümlerine tümden ya da bir bölümüyle aykırı
yapıların oluşturduğu bir yapı stoğunun olduğu bilinmektedir. Türkiye’de özellikle
Büyükşehirlerdeki yapı stokunun büyük bir bölümünün niteliksiz ve afetlere karşı dayanıksız
olduğu çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur. 1999 Depreminde yaşanan yıkım ve kayıpların
büyüklüğü ise bu durumu ülkemizin en gelişmiş bölgesi olan Marmara Bölgesi özelinde açıkça
gözler önüne sermiştir. Ancak bu tür yapılaşma eğilimlerinin son Belediye seçimleri öncesinde
izlendiği gibi devam ettiği de bilinmektedir.

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız

  • Bunu Paylaş :